
20 Ocak 2012 Cuma
14 Haziran 2011 Salı
Okumak ve Kanmak
Okuyalım, Birine bile kanmadan, Kana kana okuyalım
Önce okuyalım, Gördüğümüzü gördükten
sonra Varsa cesaretimiz birine
inanalım Nedir şu kulluk
psikolojisi, Çelişe çelişe sevelim
Ruhumuzu her bir yandan, Kuşatanı kuşatalım...
Okunan her yazarın bir inandırıcılığı vardır. Kimi okursan onun düşüncelerine katılmaya başlarsın.
Ahmet Hulusi, OSHO'nun
yanından bile geçemez. Yeni hiçbir şey söylemiyor, dersin.
Mesela aşağıdaki linklerde verilen yazıları okursak hemen onlara kapılıp gideriz. Doğrusu tek yönde okumamak, her
şeyi oku... Felsefecileri oku, edebiyatçıları oku... En iyisi entellektüel genişlik, bu olmayınca karşımıza
ilk çıkan "serseri" yazara kapılıyoruz. Geniş bakmalı, hatta bilimkurgu okumalı...
Önereceğim kitap ve yazarlar: Düşünce Tarihinden başlamalı, İsmet Zeki Eyüboğlu, Yaşar Kemal (Söyleşileri), OSHO, Server Tanilli, Ünsal Oskay (Can Dündar'ın hocası), Vedat Günyol denemeleri, Melih Cevdet Anday denemeleri, Dalay Lama, Krişnamutri, Buda, Epikür, Konfüçyüs, Tagor, Alevi-Bektaşi şiirleri, Mevlana hikayeleri, Nazım Hikmet
şiirleri, Aziz Nesin öyküleri, Sait Faik öyküleri...
Bu kitapları alıp alıp okumalı... Önce okuyun... Öğrenciliğimizin tadına varalım... Egomuz saf tutar
kolayca, üstünlük derdine derman arar durur. Aman dikkat!
http://www.ismetzekieyuboglu.com/index.htm
http://www.yasarkemal.net/indextr.html
http://www.facebook.com/pages/Server-Tanilli/84193276439
http://www.nesinvakfi.org/aziz_nesin.html
7 Haziran 2011 Salı
Güzel Söz
"Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti, eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin. Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım."
Pablo Picasso
1 Haziran 2011 Çarşamba
Aşk Bu
Aşk nedir, diye
Hiç sorma bana sevgilim
En sıradan sorulara verilen
Hiç beklenmedik bir karşılıktır aşk
Katı karanlıkta soğukta
Bir ışıksa varlık
Uzaysa uzayıp giden ne varsa
Büyük patlamadır aşk
Toprak bereketse
Bereket yağmursa
Bir tohumun sessizce
Baş kaldırmasıdır aşk
Başı dumanlıysa dağ dediğinin
Karnı gurul gurulsa
Gümbür gümbür sarsıyorsa yeri
Bir volkanın ağlamasıdır aşk
Gülse bahçeyi bahçe yapan
Bahçevansa gülü sevip
Dikenine katlanan
Bülbül olup şakımaktır aşk
İnsan dediğin alnındaki çizgilerle
Yüreğin çırılçıplak soyunduğu
Islak gözler ve çatlamış dudaklarsa
O yüzde salıverilen bir kahkahadır aşkHayat dediğin itfaiye kamyonunda
Bekleyip duran dingin suysa
İtfaiyecinin hortumundan
Fışkırandır aşk
Aşk nedir, diye
Hiç sorma bana sevgilim
Dünyanın en zor sorusuna
Kolayca verilen bir karşılıktır aşk
Sorular savrulur gider
Çıkıp gelir en dar zamanda
Bir mucizedir aşk
6 Ağustos 2010 Cuma
Deniz Kızı
Bir sabah karşımdaydın tuz içinde
Suyun büyük huzuruna yakışır güzellikle
İlk o sabah tekneme binmedim ağlara dokunmadım
Sarıldım mutluluk pınarı göğsüne saçlarını okşadım
Dinlendim yılların yorgunluğunu atarak sessizliğinde
Karada kaldı kara yürekliler sonsuz katılık içinde
Elinden tuttum gözlerinin anlattıklarına şaşarak
Ardından denize attım bedenimi koşarak
Burgaçlarına yuva yaptım daha derinliklere daldım
O düşsel o güzel ülkenden huzur mutluluk aşk aldım
Aşk oldum huzur oldum mutluluk oldum güç oldum
Şimdi senden ayrılmak sensiz olmak tek korkum
Sen benim gecikmiş başlangıcım umudum
Sen benim denizde yediğim en son vurgunum
Seni bu kıyıya vuran dalgalara şükrolsun
Dilerim herkes benim gibi muradını bulsun
SES VE ANLAM ÖRGÜTLENMESİ OLARAK ŞİİR
Bir akarsuyun, bir ağacın, bir hayvanın kendi içinde tutarlılığı, öğesel, örgensel bir denkliği vardır. Gül, tüm yapısı ve varlığıyla bir şiirdir; bir kedi de at da. Bu varlıkları incelediğinizde yüzlerce oranlar, işlevsellikler buluruz. Resim işleme yazılımlarıyla bir gülü kedinin başının yerine koyarsanız, ortaya çirkinlik çıkar.
Yazınsal türlerin ilki ve en üstün olanı, en zoru şiirdir. Öyle ki roman ya da öykünün belli bir tanımı yapılabilirken şiirde bu olanaksızdır. Şiirde tüm tanımlar özneldir.
Şiirin tanımı tam olarak yapılamadıkça şiir yazmak hem çok zor hem de çok kolay bir işmiş gibi görünmeyi sürdürecek. Herkes şiir sahnesinde görünecek ama yıllarca oynanan oyunların ölümsüz kişilikleri arasına çok az şair katılacak. Son sözü yine zaman söyleyecek.
İyi şiirin tanımı ve ölçütü hiçbir zaman sihirli bir formül gibi elimize geçmeyecek; ama iyi ile kötüyü ayırmada kimi estetik özellikler de var. Bunların en kapsamlısı bütünlük özelliğidir. Bütünlük, yazı ya da şiirin bir plan, anlamsal ve biçimsel bir uyum taşımasıdır. Genellersek şiir mükemmele erişmiş bir kompozisyondur.
Şiirin mükemmel bir kompozisyon olduğunu, hem sessel hem de anlamsal yönlerden yakalanan örgütlenmeyle açıklayabiliriz. Şair tam ya da yarım bir bilinçle sesleri ve anlamı hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle birkaç kez ilgili kılar. Şiiri yaratan durum, seslerin ve anlamın yoğunluğudur.
Cemal Süreya’nın Fotoğraf şiiri genç şairlere ev ödevi olmalı. Adam, kadın ve çocuk öğeleriyle şiire giriyor usta. Sonra her birini ayrıntılardan birini seçerek ele alıyor. İkisiyle ilgili bir soyut ayrıntı daha ekliyor. Böylece şiir gelişiyor, derinlik kazanıyor. Ustanın seçtiği kavramlar hak ettiği biçimde ete kemiğe bürünüyor. Finali çocuk öğesiyle benzer malzeme çalışmasıyla yapıyor. Son iki dizede önceki dizeleri görebiliyoruz ve aynı zamanda anlatılanlar hakkında son izlenimi de kazanıyoruz.
FOTOĞRAF
Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel
Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel
Şiirin anlamı istediğiniz kadar çoğaltılabilir. Çocuk biyolojinin ötesinde bir erkek-kadın bireşimi (sentezi)dir. İnsanların hayatları da çocuklarında harmanlanır. İsterseniz durağı, dünya, hayat diye yorumlarsınız. Çocuk hayatın anlamı oluverir. Ve benzer birçok açılım...
Fotoğraf şiirine sessel baktığımızda, serbest ölçü ve yalın bir dille karşılaşırız. Ozanın yinelemeye dayanılarak işitsel uyum yarattığına tanık oluruz. Şiirde çocuğun anlamsal olarak kadın ve erkeğin biyolojik yinelemesi olması gibi şiirdeki “güzel” ve “hüzünlü” sözcükleri de şiirde çocukla bir kez daha yinelenir. İyi şiirde anlam ve ses uyumları diyalektik olarak iç içe geçmiştir. Şiirin anlam kapılarını açan da bu özelliğidir.
Çok güzel imgeleriniz, zekice söz birleştirmeleriniz olabilir. Ama bir dize yığını içinde kopuk kopuk sunarsanız onları hiçbir anlam taşımaz. Öğeleri uyumsuz, gereksiz yada eksik şiirler yarım kalmış şiirlerdir. Böyle şiirler çekirdeği şeftali, kabuğu ısırgan, sapı balkabağı, tadı ekşi, garip bir bitkiye benzer. Bazı medyatik şairlerin bir sorunu da bu… Onlara biçimce kopuk ve yaşamca köpük şairler diyorum; bir süre sonra sabun köpükleri gibi yok olup gidecekler çünkü. Onların gücü medyanın gücü de değil, onların gücü medyanın ilgi süresi kadar…
Şiirin bütününü gören şiir erleri hiç durmadan bu tapınağa şiir taşıyacaktır; önemli olan da budur yalnızca.
14 Ekim 2009 Çarşamba
Işık gibi düşmüş uzayına
Yine anlamın kapıları ardına dek
Hiçbiri sevmiyor şimdi eski yerlerini
Bu sözcükler yine sana
Bu sözcükler aşkın anlamına ek
Yüreğime çarpınca yüreğin
Gözüme değince gözün
Sevgime eklenince sevgin
Hüzünden çıkınca hüzün
Hem geceleyin
Hem gündüzün
Yine sana bu güneş
Yağmurdan sonra yıkanarak bu dünya
Bu durulanan yürek… bu yalvarış
Bu tepeden tırnağa aşka kesmiş adam
Yine sana işte bu koca… bu eş
Bu kollar… bu sarış
Sözcük sözcüğe sürününce
Isıtınca anlam bir öteki anlamı
Açınca bir imge düş bahçemde
Söylence tamamı
Gazi, 14.10.09
İNSANIN HARCI
Uzun yolu seçmek zorunda değiliz: dur, gözle, fark et, yüzleş ve dönüştür. İnsan durup kendini gözlemleyince yanlış yanlarını görür ve onlar...
-
İçimde kaybetmek, yokluk, kıtlık, ölüm gibi durumlara olan inancım bittiğinden beri ölümlere, acılara vurgu yapmayı bıraktım. Dışardaki r...
-
Bir sabah karşımdaydın tuz içinde Suyun büyük huzuruna yakışır güzellikle İlk o sabah tekneme binmedim ağlara dokunmadım Sarıldım mutluluk p...
-
GEMİLER VE İNSANOĞLUNUN YAZGISI Toprağın üzerine kurulan barınağın deniz üstüne yansımasıdır gemiler. Bir çadırdır, evdir. Deniz ana, z...