14 Haziran 2011 Salı

Okumak ve Kanmak


Okuyalım, Birine bile kanmadan, Kana kana okuyalım
Önce okuyalım, Gördüğümüzü gördükten
sonra
Varsa cesaretimiz birine
inanalım
Nedir şu kulluk
psikolojisi,
Çelişe çelişe sevelim

Ruhumuzu her bir yandan, Kuşatanı kuşatalım...

Okunan her yazarın bir inandırıcılığı vardır. Kimi okursan onun düşüncelerine katılmaya başlarsın.

Ahmet Hulusi, OSHO'nun
yanından bile geçemez. Yeni hiçbir şey söylemiyor, dersin.

Mesela aşağıdaki linklerde verilen yazıları okursak hemen onlara kapılıp gideriz. Doğrusu tek yönde okumamak, her
şeyi oku...
Felsefecileri oku, edebiyatçıları oku... En iyisi entellektüel genişlik, bu olmayınca karşımıza
ilk çıkan
"serseri" yazara kapılıyoruz. Geniş bakmalı, hatta bilimkurgu okumalı...

Önereceğim kitap ve yazarlar: Düşünce Tarihinden başlamalı, İsmet Zeki Eyüboğlu, Yaşar Kemal (Söyleşileri), OSHO, Server Tanilli, Ünsal Oskay (Can Dündar'ın hocası), Vedat Günyol denemeleri, Melih Cevdet Anday denemeleri, Dalay Lama, Krişnamutri, Buda, Epikür, Konfüçyüs, Tagor, Alevi-Bektaşi şiirleri, Mevlana hikayeleri, Nazım Hikmet
şiirleri,
Aziz Nesin öyküleri, Sait Faik öyküleri...

Bu kitapları alıp alıp okumalı... Önce okuyun... Öğrenciliğimizin tadına varalım... Egomuz saf tutar
kolayca,
üstünlük derdine derman arar durur. Aman dikkat!

http://www.oshoturk.com/

http://www.ismetzekieyuboglu.com/index.htm

http://www.yasarkemal.net/indextr.html

http://www.facebook.com/pages/Server-Tanilli/84193276439

http://www.nazimhikmet.info/

http://www.nesinvakfi.org/aziz_nesin.html

http://www.turandursun.com/





7 Haziran 2011 Salı

Güzel Söz



"Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti, eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin. Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım."

Pablo Picasso



1 Haziran 2011 Çarşamba

Aşk Bu

Aşk nedir, diye

Hiç sorma bana sevgilim

En sıradan sorulara verilen

Hiç beklenmedik bir karşılıktır aşk


Katı karanlıkta soğukta
Bir ışıksa varlık
Uzaysa uzayıp giden ne varsa
Büyük patlamadır aşk

Toprak bereketse

Bereket yağmursa

Bir tohumun sessizce

Baş kaldırmasıdır aşk


Başı dumanlıysa dağ dediğinin
Karnı gurul gurulsa
Gümbür gümbür sarsıyorsa yeri
Bir volkanın ağlamasıdır aşk

Gülse bahçeyi bahçe yapan
Bahçevansa gülü sevip
Dikenine katlanan
Bülbül olup şakımaktır aşk

İnsan dediğin alnındaki çizgilerle

Yüreğin çırılçıplak soyunduğu

Islak gözler ve çatlamış dudaklarsa

O yüzde salıverilen bir kahkahadır aşk

Hayat dediğin itfaiye kamyonunda
Bekleyip duran dingin suysa
İtfaiyecinin hortumundan
Fışkırandır aşk

Aşk nedir, diye

Hiç sorma bana sevgilim

Dünyanın en zor sorusuna

Kolayca verilen bir karşılıktır aşk

İnsanı güçlendiren inançsa
Sorular savrulur gider
Çıkıp gelir en dar zamanda
Bir mucizedir aşk

6 Ağustos 2010 Cuma

Deniz Kızı


Bir sabah karşımdaydın tuz içinde
Suyun büyük huzuruna yakışır güzellikle

İlk o sabah tekneme binmedim ağlara dokunmadım
Sarıldım mutluluk pınarı göğsüne saçlarını okşadım

Dinlendim yılların yorgunluğunu atarak sessizliğinde
Karada kaldı kara yürekliler sonsuz katılık içinde

Elinden tuttum gözlerinin anlattıklarına şaşarak
Ardından denize attım bedenimi koşarak

Burgaçlarına yuva yaptım daha derinliklere daldım
O düşsel o güzel ülkenden huzur mutluluk aşk aldım

Aşk oldum huzur oldum mutluluk oldum güç oldum
Şimdi senden ayrılmak sensiz olmak tek korkum

Sen benim gecikmiş başlangıcım umudum
Sen benim denizde yediğim en son vurgunum

Seni bu kıyıya vuran dalgalara şükrolsun
Dilerim herkes benim gibi muradını bulsun

SES VE ANLAM ÖRGÜTLENMESİ OLARAK ŞİİR

Bir akarsuyun, bir ağacın, bir hayvanın kendi içinde tutarlılığı, öğesel, örgensel bir denkliği vardır. Gül, tüm yapısı ve varlığıyla bir şiirdir; bir kedi de at da. Bu varlıkları incelediğinizde yüzlerce oranlar, işlevsellikler buluruz. Resim işleme yazılımlarıyla bir gülü kedinin başının yerine koyarsanız, ortaya çirkinlik çıkar.

Yazınsal türlerin ilki ve en üstün olanı, en zoru şiirdir. Öyle ki roman ya da öykünün belli bir tanımı yapılabilirken şiirde bu olanaksızdır. Şiirde tüm tanımlar özneldir.

Şiirin tanımı tam olarak yapılamadıkça şiir yazmak hem çok zor hem de çok kolay bir işmiş gibi görünmeyi sürdürecek. Herkes şiir sahnesinde görünecek ama yıllarca oynanan oyunların ölümsüz kişilikleri arasına çok az şair katılacak. Son sözü yine zaman söyleyecek.

İyi şiirin tanımı ve ölçütü hiçbir zaman sihirli bir formül gibi elimize geçmeyecek; ama iyi ile kötüyü ayırmada kimi estetik özellikler de var. Bunların en kapsamlısı bütünlük özelliğidir. Bütünlük, yazı ya da şiirin bir plan, anlamsal ve biçimsel bir uyum taşımasıdır. Genellersek şiir mükemmele erişmiş bir kompozisyondur.

Şiirin mükemmel bir kompozisyon olduğunu, hem sessel hem de anlamsal yönlerden yakalanan örgütlenmeyle açıklayabiliriz. Şair tam ya da yarım bir bilinçle sesleri ve anlamı hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle birkaç kez ilgili kılar. Şiiri yaratan durum, seslerin ve anlamın yoğunluğudur.

Cemal Süreya’nın Fotoğraf şiiri genç şairlere ev ödevi olmalı. Adam, kadın ve çocuk öğeleriyle şiire giriyor usta. Sonra her birini ayrıntılardan birini seçerek ele alıyor. İkisiyle ilgili bir soyut ayrıntı daha ekliyor. Böylece şiir gelişiyor, derinlik kazanıyor. Ustanın seçtiği kavramlar hak ettiği biçimde ete kemiğe bürünüyor. Finali çocuk öğesiyle benzer malzeme çalışmasıyla yapıyor. Son iki dizede önceki dizeleri görebiliyoruz ve aynı zamanda anlatılanlar hakkında son izlenimi de kazanıyoruz.

FOTOĞRAF

Durakta üç kişi

Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde

Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü

Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel

Güzel anılar gibi güzel

Çocuk

Güzel anılar gibi hüzünlü

Hüzünlü şarkılar gibi güzel

Şiirin anlamı istediğiniz kadar çoğaltılabilir. Çocuk biyolojinin ötesinde bir erkek-kadın bireşimi (sentezi)dir. İnsanların hayatları da çocuklarında harmanlanır. İsterseniz durağı, dünya, hayat diye yorumlarsınız. Çocuk hayatın anlamı oluverir. Ve benzer birçok açılım...

Fotoğraf şiirine sessel baktığımızda, serbest ölçü ve yalın bir dille karşılaşırız. Ozanın yinelemeye dayanılarak işitsel uyum yarattığına tanık oluruz. Şiirde çocuğun anlamsal olarak kadın ve erkeğin biyolojik yinelemesi olması gibi şiirdeki “güzel” ve “hüzünlü” sözcükleri de şiirde çocukla bir kez daha yinelenir. İyi şiirde anlam ve ses uyumları diyalektik olarak iç içe geçmiştir. Şiirin anlam kapılarını açan da bu özelliğidir.

Çok güzel imgeleriniz, zekice söz birleştirmeleriniz olabilir. Ama bir dize yığını içinde kopuk kopuk sunarsanız onları hiçbir anlam taşımaz. Öğeleri uyumsuz, gereksiz yada eksik şiirler yarım kalmış şiirlerdir. Böyle şiirler çekirdeği şeftali, kabuğu ısırgan, sapı balkabağı, tadı ekşi, garip bir bitkiye benzer. Bazı medyatik şairlerin bir sorunu da bu… Onlara biçimce kopuk ve yaşamca köpük şairler diyorum; bir süre sonra sabun köpükleri gibi yok olup gidecekler çünkü. Onların gücü medyanın gücü de değil, onların gücü medyanın ilgi süresi kadar…

Şiirin bütününü gören şiir erleri hiç durmadan bu tapınağa şiir taşıyacaktır; önemli olan da budur yalnızca.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Yine Sana

Işık gibi düşmüş uzayına
Yine anlamın kapıları ardına dek
Hiçbiri sevmiyor şimdi eski yerlerini
Bu sözcükler yine sana
Bu sözcükler aşkın anlamına ek

Yüreğime çarpınca yüreğin
Gözüme değince gözün
Sevgime eklenince sevgin
Hüzünden çıkınca hüzün
Hem geceleyin
Hem gündüzün

Yine sana bu güneş
Yağmurdan sonra yıkanarak bu dünya
Bu durulanan yürek… bu yalvarış
Bu tepeden tırnağa aşka kesmiş adam
Yine sana işte bu koca… bu eş
Bu kollar… bu sarış

Sözcük sözcüğe sürününce
Isıtınca anlam bir öteki anlamı
Açınca bir imge düş bahçemde
Söylence tamamı

Gazi, 14.10.09

22 Şubat 2009 Pazar

Bir Roman: Aşk Karnına

Aşk Karnına
Özer ŞahinDinozor Yayıncılık; İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 160 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.ISBN No: 9786055946296


Tiyatro sahnesinde oyun sergiliyoruz hepimiz, kuliste gerçek kişiliklerimiz... Pekâla biz bunu niçin yapıyoruz? Karşımızdakine olmak istediğimiz halimizi yansıtarak, ne elde edeceğimizi sanıyoruz... İlk yağmurda üzerimizden akıp gidecek ve meydana çıkacak gerçek rengimiz. Hepimiz tanrıya inanıyor, aslında şeytanı mı seviyoruz? Peki ülkemiz insanın %80'i zor durumdayken, birbirimizin gerçeklerine niçin tahammülsüzüz. Yalandan nefret ederken, doğrudan niçin bu kadar iğreniyoruz... (Tanıtım Bülteninden)

Aşk Karnına bir ilk roman olarak oldukça başarılı. Özer Şahin, ilk roman acemiliklerinin yanından bile geçmiyor. Kurgusu sağlam, dil ve anlatım usta işi. Konu ilginç. Romanı okudukça ısınıyorsunuz. En başta bir adamın sosyetik iş yaşamından manavcılığa gidişini yadırgıyor olabilirsiniz. Ama sıkılıp arayış içinde olan kahramanlarla dolu sinema ve edebiyat ürünleri. Işık'ın satacak bir Ferrarisi yok, o insanlığını satılığa çıkarmamak için direniyor. Toplumun ikiyüzlülüğünün ve dürüstlüğünün iki ucuna da ulaşmak istiyor. Bu da bizden bir arayış. Topluma sağlıklı bir bakış, aşk üzerine, ahlak üzerine yer yer ince değinmeler... Aşk ve cinselliğin düellosuna dönüşen bölümler oldukça ilginç, kahramanın çelişkileri ilgiye değer... Kadın ve erkek üzerine yazılmış eşsiz paragraflar sizleri bekliyor.

İNSANIN HARCI

Uzun yolu seçmek zorunda değiliz: dur, gözle, fark et, yüzleş ve dönüştür. İnsan durup kendini gözlemleyince yanlış yanlarını görür ve onlar...